Site Overlay

Türklerde Tarım Yoooook!

hayvancilik - Dünyaloji

Ne konuşuyorduk tam olarak hatırlamıyorum, sık sık konuşuruz böyle, doğru dürüst konuşabildiğim az kişiden biridir. Nerden başlayıp nereye gittiğimizi bilmeden daldan dala atlarız. Bazen aynı fikirde olmamıza katlanamaz ve muhalif damarı tutar, en son savunduğunun tam tersini savunmaya başlar, baktı o da olmuyor bir fıkra anlatır, gülüp başka bir konuya geçeriz. Yaşça benden çok büyüktür; buna rağmen – veya belki de bu yüzden- bazen sınırı aşsam da bozuntuya vermez, alınmaz, gücenmez, olgundur, tartışmayı en çok sevdiğim insanlardandır.

Yine konuşuyorduk böyle, konuşmanın bir yerinde söz dönüp dolaşıp nasıl olduysa tarıma geldi. Tarımın dönüşümünün, üretim ilişkileri ve toplum üzerindeki etkilerinden bahsediyordu.

«Önceden sabanla yapılıyordu her şey, sonra traktör çıktı, 100 haneli köyde 10 traktör oldu ve diğer haneler bu traktör sahiplerine muhtaç kaldı. Biçerdöver çıktı, 100 haneli köyde 1 biçerdöver oldu, tüm haneler bu biçerdöver sahibine el açmak zorunda kaldı. Böyle böyle tarımda da üretim ilişkileri yine kendi burjuvasını yarattı. Makineye sahip olan çiftçi zenginleşirken, diğer çiftçiler için yeni bir gider kapısı ortaya çıktı

«Doğru» dedim,«ama kimse kimseye el açmak zorunda değildi. Teknoloji bir rahatlık getiriyor hayatlarımıza, çok güzel, ama binlerce yıldır yapıldığı gibi de devam edilebilir, traktör karasabanı parçalamadı sonuçta, karasabanı terk eden de aynı çiftçiydi. Para kaybedip zaman kazandı ama o zamanı da kahvede traktör/biçerdöver sahibinin bugün ne kadar hasılat yaptığının dedikodusunu yaparak harcadı. Eğer önemli olan nakitse, binyılların tarım geleneklerini devam ettirip, tarlasını hayvanıyla sürüp, elleriyle biçebilirdi

«Hangi binyıllardan bahsediyorsun?» dedi birden. «Türklerde tarım 19. yüzyıldan önce yoktu ki!»

O an zaman dondu, ciddi mi diye yüzüne uzun uzun baktım, hani hafifçe gülümsese şaka yapıyor deyip kahkahayı basmaya hazırdım. Oysa en ciddi ifadesiyle o da bana bakıyordu.

«Abi, ciddi misin?» dedim çaresiz.

«Tabii ciddiyim» dedi, «Bak bakalım dilimizdeki tarımla ilgili kelimelere, hepsi Ermenice’den girmiştir dilimize…»

«Dil gelişimiyle, insanlık tarihinin gelişimini nasıl ölçtün be abi, dokuzuncu yüzyılda Anadolu’ya gelmiş bir ırk, öncesini geçtim on yüzyıl boyunca Anadolu’da ne yapmış?»

«Türkler hayvan bakar!» dedi gayet kendinden emin.

«Türklerin hayvanlarla ilişkisi zaten derindir, kabul, ama milat öncesini de saymayalım, on dokuz yüzyıl boyunca toprakla uğraşmadan hayatta kalabilir mi bir medeniyet? Ne yiyip ne içerler abi, ne diyorsun?»

«Bizim millet savaşır, bozgun yapar, başkası üretir, bizimkiler gider alır. Bak bakalım Orta Asya’ya, zaten yazılı bir metnimiz bile yok, olan sadece Orhun Yazıtları, bak bakalım o yazıtlarda bir tane tarımla ilgili anlatılan bir şey var mı? Bak bakalım Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılara, herhangi bir tarım aleti çıkmış mı? Bir değirmen bile göremezsin…»

«O zamanın değirmeni iki tane taş zaten abi, neyin değirmenini göreceğim? Değirmeni boşver şimdi, ama bu insanlar o kadar bin yıl ne yiyip içmişler peki? Tarımsız olur mu?»

«Türkler hayvancılık yapar. Hayvansal gıdalarla da beslenirler…»

«Eti yedin, sütü içtin, peynir yaptın, yoğurt yaptın, tamam da, sadece bunlarla olur mu abi? Mısır da mı yememişler, fasulye yemeği de mi yapmamışlar, ekmek nedir hiç görmemişler mi? Hadi hepsini geçtim kıyafetleri için pamuk da mı yetiştirmemişler?»

«Türklerde tarım yoook, yok yani! Doğada kendi kendine yetişen ne varsa toplamışlardır en fazla, kendileri ekip biçmezler, zaten konar göçer yaşamları, bir yerde sabit de durmamışlar, nerede yapacaklar tarımı?»

«Böğürtlen topladılar bol bol diyorsun yani!»

«Abartma o kadar da…»

«Abi hemen diplerinde Çin var, adamlardan pirinç ekmeyi de mi öğrenmemişler?»

«Türklerde tarım yok diyorum ya, yooook!»

Derken yanımıza başka bir arkadaş geldi, ne konuşuyorsunuz dedi, kısaca ona da özet geçtik ama bizim kadar önemsemedi konuyu doğal olarak, katkılarıyla konu da yavaş yavaş sulandı ve öylece kapandı gitti.

Binlerce yıl boyunca sadece atlarından ve koyunlarından beslenen atalarımızı düşünüyor, onlara kızıyorum. Orta Asya’da tarım yapmaya başlasaydınız, bu kadar yüzyıl tarım yapmak için beklemek zorunda kalmayacak, belki de şimdi tarımda dünya lideri olacaktık. Belki traktörü biz icat ederdik de herkesin traktörü olurdu.

Kim bilir…

Artık konusu bir daha açılmayacak ve asla tekrar bu tartışmada olamayacağım ama güzel abicim küçük de olsa bir ihtimal belki sen de okursun veya başka meraklısı çıkar belki diye şöyle de bir link bırakayım: Eski Türklerde Tarım

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

50% Complete

Her Cuma akşamı yeni içerikler avcuna düşsün ister misin?

Holler Box