Site Overlay

Çağın Zararlı Maddesini Tüketerek Tükeniyoruz

Tüketim

Paul Lafargue’ın “Tembellik Hakkı”nı okudum kısa süre önce. Gerek yazım stili gerekse anlattığı olaylarla kendine hayran bıraktı.

Antik Çağ Filozofları özgür insanların aşağılanması demek olan çalışmayı küçümsemeyi öğretiyorlardı; şairler tanrıların armağanı olan tembelliğe övgüler diziyorlardı.

Paul Lafargue
Tembellik hakkı
Lafargue
Paul Lafargue

10-12 yaşındaki çocukları, kadınları günde 16 saat çalıştıran o endüstri devrimini ve bugün tüm modern hayatın başlangıcı saydığımız, işçi devrimi olarak başlamış ama burjuva devriminden ileriye gidemeden güdükleşmiş Fransız devrimini daha üzerinden bir asır geçmişken nasıl da net görebilmiş, nasıl da tarafsız analiz etmiş, en ince ayrıntılarının nasıl da röntgenini çekmişti.

Çalışmanın kutsallaştırılması ile sanayideki işçilerin artmasını; artan iş gücü ile üretimin artmasını; artan üretim ile hammadde ihtiyacının artmasını, yeni tüketicilere ihtiyaç duyulmasını ve tüketim toplumunun yaratılmasını, bu arada kapitali elinde bulunduranların zenginleşmeye devam ederken devrim yaptığını sanan işçilerin hala perişan bir şekilde ekmek parası peşinde koşmaya devam etmelerini, ekmek peşinde koşarken bir yandan da kendini ihtiyaç fazlası durumuna getiren makinelerle yarışmaya başlamalarını, daha uzun saatler çalışıp daha çok yorulmalarını ve verimliliklerinin düşmesini, hepsinin birbiriyle nasıl da sımsıkı bağlantılı olduğunu daha günümüzdeki kadar gözler önünde değilken ne kadar kesin bir şekilde görmüştü.

Bugün ise bunları göremeyen milyarlarla beraber yaşıyoruz. O günden bugüne teknoloji inanılmaz boyutlara ulaşmışken, insanın makinelerle yarışırcasına çalışmaya devam etmesi ve ilerleyen teknolojinin nüfusun ezici çoğunluğu üzerinde neredeyse hiç bir fayda sağlamaması, teknolojinin artık bir tüketim malzemeleri üretme mecrası haline gelmiş olması ve üretilenlerin tüketilmesi için insanların hepsinin çalışıp bu ürünleri tüketecek kadar gelir elde ederek asıl üretenler yerine yine kapitale sahip olanları zenginleştirmeye devam etmesi ne kadar acı değil mi?

Çağımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor, aslında acının, sefaletin ve çürümenin yüzyılı.

PAUL LAFARGUE
TEMBELLİK HAKKI

Üstelik bunların hepsi insanın en temel duyguları kullanılarak yapılıyor; çalışmanın kutsallığına yüklenen inanç (alın teri ile kazanmak) – boş gezenin boş kalfası olmanın ayıplandığı bir kültür; daha iyi, daha sağlıklı, daha zinde, daha ahlaklı, daha çekici, daha sempatik, daha dindar, daha politik, daha şakacı, daha enerjik, kısaca ne isen onun daha fazlası – ne değilsen o olabilmek için sahip olunması gereken bir “şeyin” olduğu aldatmacası…

Tüketerek Tükeniyoruz

Tüm bu çılgınlığın altında kalan ise farkına varmadan ihmal etmeyi sürdürdüğümüz insana özgü duygularımız. Karar üstüne karar verirken mekanik düşüncülerle üzeri örtülüveriyor, hissetmenin ne olduğunu bile unutuyoruz bazen. Sürekli bir şeylerle meşgulüz, sürekli başka bir işe yetişiyoruz, sürekli koşuyoruz, insanlar birbirlerine araç gözüyle bakıyor. Dokunulmadığı için donuklaşmış yetim duygular solarken, teknolojinin yeni zirvesi internet ortamlarına bambaşka kıyafetler içinde bastırılmış öfkeler salınıyor. Bu yüzden avatarların cümleleri taze bilenmiş bıçaklar gibi keskin. Göz temasının olmadığı, yüzlerin iki boyutlu küçücük profil fotoğraflarına indirgendiği bir alemde; yeni, modern, acımasız ama gündemine göre en duyarlı, en proaktif, en etkili alemde, bu cesur yeni alemin cesur, kahraman ve bıçkın vatandaşları.

En büyük küresel ortak kültür, sosyal medya kültürü. Her şeyi aşağılamaya hazır, her istediğini gündeme sokmaya gücü yeten. İnsanlığın kolektif kötülüğünün en uç örneği olan linçi her gün bir başkasına armağan eden. İnsanlığın kolektif iyi hissetmesini sağlamak için de her gün yeni yeni #hashtag kampanyaları düzenleyen. Utanmayı unutturup, ne pahasına olursa olsun görünürlük, daha çok beğeni ve daha çok takipçi diye kışkırtan.

Avatarlar artık hayatlarını belgeleyip beğeniye sunmak için yaşar gibi yapıyorlar. Bugün ne paylaşsam sorusuna uygun eylem planları, sosyal medya ajandaları, daha çok beğeni almak için kullandıkları taktikleri, daha çok görünür olmak için kullandıkları destek hizmetleri, görünür oldukça artan takipçileri, takipçileri arttıkça daha çok reklam alabildikleri kodaman şirketleri var. Bir de sürekli artan bu gereksiz akışa kendini kaptırıp takipçiliğin/tüketiciliğin hakkını veren daha da büyük bir kitle.

Hikayelerle, gönderilerle, fotoğraflarla, şu okuduğunuz gibi gereksiz yazı karakteri kümeleriyle, memesiyle, gifiyle, özlü sözüyle sürekli bir akış, aşağı kaydırdıkça uzayan internet sayfaları, bittikçe yenisi açılan videolar, düşünmeye, dinlenmeye, en yakınındakini dinlemeye fırsat bırakmayan, içerisine bol bol reklam alıp daha çok, daha da çok tüketmeye zorlayan, her hareketini takip edip ona göre yeni reklamlar yollayan, seni yakalayacağı kanalı hep bulan – hep bilen bu koca canavar ürettikçe, çaresiz tüketiyoruz.

Kapitalist üretimin büyük sorunu üretici bulmak ve bunların gücünü artırmak değil; tüketiciler keşfetmek, onların iştahlarını kışkırtmak ve onlar için yapay ihtiyaçlar yaratmaktır.

PAUL LAFARGUE
TEMBELLİK HAKKI

Ve bu canavar binyıllardır insanoğlunun ürettiği en değerli bilgileri de kendinde maddeleştirdiği için, artık bilgi bile değersiz. Bu bağımlısı olup durmaksızın tükettiğimiz şey ise adı konusunda henüz bir karara varılmamış çağın zararlı maddesi.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

50% Complete

Her Cuma akşamı yeni içerikler avcuna düşsün ister misin?

Holler Box